loading
Fizyoterapistlerimiz
medicate
Belgin Tolay

Fizyoterapist

medicate
Neslihan Yurdaer

Fizyoterapist

medicate
Sıla Tokgönül

Fizyoterapist

medicate
Berçem Okuducu

Fizyoterapist

medicate
İpek Tanrıvermiş

Fizyoterapist

1983 yılında tıp merkezimizin kurucusu Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Uzmanı Merhum Dr. Özdemir Kuyucu tarafından açılan Fizyoterapi Ve Rehabilitasyon ünitemiz; doğum öncesi egzersizlerden geriartrik (yaşlılık) rehabilitasyona, psikonöroimmünolojik yaklaşımlardan cerrahi sonrası rehabilitasyonlara yaşamın her safhasında bireyin bağımsızlık düzeyini arttırmayı, kaliteli ve sürdürülebilir sağlık programları oluşturmayı hedeflemiş, bu vizyonla bilim ve teknolojiyle eşzamanlı hizmet vermeyi misyon edinmiştir.

Fizyoterapi kadromuzdaki uzman hekim ve fizyoterapistler, ilgi alanlarında meslek içi eğitim ve kurslara katılan, güncel yaklaşımları bireye özgü ve bütüncül yaklaşım getiren bir anlayışla uygulayan, takım ruhuna sahip deneyimli elemanlardır.

TEDAVİLERİMİZ

Parkinson; beyinde 'dopamin' adını verdiğimiz maddenin eksikliği ile ortaya çıkan, kronik nörolojik bir hastalıktır. Yaşın ilerlemesiyle beyinde dopamin salgılayan hücrelerin azalması veya hasara uğramasıyla ortaya çıkan hastalık, hareket bozukluklarına ve istem dışı hareketlere yol açıyor. Hastalık çoğu zaman ellerde ve ayaklarda titreme, hareketlerde yavaşlama, duruş bozuklukları, kaslarda sertlik ve yürüme güçlüğü ile karşımıza çıkıyor.

Parkinson; bir ileri yaş hastalığıdır. Parkinson hastalığının görülme sıklığı ve bulguları, yaşa bağlı olarak göreceli olarak ilerlemektedir. Hastalığın ortaya çıkış yaşına da endeksli olarak; bulgular ne kadar genç yaşta ortaya çıkarsa, dopaminin üretimi de yıllar içerisinde giderek daha çok azalıyor ve hastalığın seyri yaşla göreceli olarak genç hastalarda biraz daha hızlı gidebiliyor.

- Hareketlerin Yavaşlaması (Bradikinezi): Parkinson hastalığı zamanla hareket etmeyi zorlaştırarak basit fiziksel aktivitelerin dahi uzun sürelerde yapılabilmesine yol açar. Örneğin yürürken adımlar küçülür. Hasta yürürken ayaklarını sürüklediği için yürümesi zorlaşır.

- El Yazısının Küçülmesi: El yazısında meydana gelen ani değişimler Parkinson hastalığı belirtisi olabilir. El yazısında harfler küçülebilir kelimeler birbirine daha yakın ve karışık hale gelebilir.

- Konuşmada Değişimler: Normalden daha hızlı veya alçak sesle konuşmak, konuşurken cümleler arasında durmamak, konuşmaya başlamadan önce tereddüt etmek, konuşurken el hareketlerinin, yüz hareketlerinin azalarak konuşmanın monotonlaşması gibi konuşmada yaşanan değişimler Parkinson belirtisi olabilir.

- Duruş Bozuklukları: Parkinson'a bağlı olarak duruş bozulabilir, kişi kambur durabilir, denge ve koordinasyon sorunları yaşayabilir.

- Kabızlık:Bağırsak hareketlerinin azalmasına bağlı olarak sıklaşan kabızlık sorunu Parkinson hastalığının ilk dönem belirtilerindendir.

- Maske yüz: Mimikler azaldığı için kişinin ruh halini yüzünden anlamak zorlaşır. Sürekli ciddi bir yüz ifadesi olabilir.

Hastalığı geri döndürmek, beyin hücrelerinin tekrar dopamin üretmesini sağlamak mümkün olmasa da Parkinson tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar beyin tarafından dopamine dönüştürülebilmektedir. Bunun yanında kliniğimizde Parkinson hastalarına özel fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmeti vererek, yürüme ve denge çalışmaları ile daha güvenli yürüyüş sağlamaya çalışıyoruz. Zamanla gelişen eklem sertliği oluşumunu engellemek için eklem hareket açıklığını koruma ve germe egzersizleri vermekteyiz. Hastanın postürünün düzeltilmesi amacıyla gövdenin eğilmesine yol açan kaslara germe ve gövdenin dik durmasını sağlayan kaslara güçlendirme egzersizleri çalışarak genel durum stabilizasyonu sağlanır. Ayrıca sürekli öne eğik duruş solunum kapasitesinin düşmesine yol açabileceğinden solunum kapasitesini artırmaya yönelik egzersizlerle solunum rehabilitasyonu yapmaktayız. Hafif ve ağır hafıza sorunlarına, bilişsel becerilere yönelik rehabilitasyon programları ile kişinin sosyal entegrasyonu ve maksimum bağımsızlığını hedeflemekteyiz.

MS (Multipl Skleroz) hastalığı, santral sinir sisteminin yani beyin ve omuriliğin inflamatuar (yangısal) bir hastalığıdır. Özellikle santral sinir sistemindeki beyaz madde yapıları hastalanır. Beyaz madde, santral sinir sisteminin kendi içerisinde ve bu bölüm ile vücudun diğer bölümleri arasında iletişimi sağlayan sinir liflerinden oluşmaktadır. MS’li hastalarda santral sinir sistemindeki bu beyaz maddede plak veya lezyon diye adlandırılan hasarlı alanlar görülür. Bu hasarlı alanlarda siniri çevreleyen miyelin denilen bir maddede kayıp gözlenir. Bunun sonucunda kişilerde kaslarda güçsüzlük, yorgunluk, denge, konuşma, görme bozuklukları gibi problemlere yol açmaktadır.

Genellikle 20-40 yaşları arasında görülmekte olan MS, dünyada yaklaşık 3 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 40 bin kişiyi etkilemektedir.

- Klinik İzole Sendrom (CIS):Belirtileri en az 24 saat süren multipl sklerozun karakteristik özelliğinin görüldüğü ilk bölümdür. Bu aşamadaki hastalar henüz MS tanı kriterlerini karşılamamaktadırlar çünkü KİS geçiren hastaların hepsi MS geliştirmeyebilir.

- Nükseden-uyaran MS (RRMS):Bu, MS’li kişilerin yüzde 85’ini etkileyen ve artan semptomların ataklarını içeren en yaygın formdur.

- İkincil ilerleyen MS (SPMS):İlk ataklardan ve remisyondan sonra hastalık sürekli olarak ilerler.

- Birincil ilerleyen MS (PPMS):PPMS, erken nüksler ya da remisyonlar olmaksızın semptomların başlangıcından itibaren giderek kötüleşen nörolojik fonksiyonlar (sakatlık birikimi) ile karakterizedir. Vakaların yaklaşık yüzde 15’i PPMS’dir.

- MS hastalığının belirtileri kişiye göre değişebilmektedir. MS’li hastalar, aşağıdaki problemlerin herhangi birini ataklar veya yavaş yavaş kötüleşen bir seyir izleyerek yaşayabilirler:

- Görme kaybı, çift ya da bulanık görme

- Denge kaybı

- Yorgunluk

- Depresyon

- Kısa süreli ‘iyi huylu’ hafıza problemleri

- İdrar kaçırma ve idrar aciliyeti

- Konuşma bozukluğu

- Cinsel fonksiyon bozuklukları

MS hastalığının tedavisinde atak ve koruyucu tedavi yaklaşımları bulunmaktadır. Erken dönemde başlanması gereken tedavi, hastalığın ileride bırakabileceği hasar oranını düşürecektir. Sürekli MS atağı geçiren hastalara, atakları %30-40 oranında önleyen koruyucu tedaviler uygulanır. Ayrıca bu koruyucu tedavi atak sonrası sekel kalma riskini de azaltır. Fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları ile ise hastalığın yarattığı sorunlara yönelik semptomatik ve koruyucu programlar uygulanmaktadır. Kliniğimizde MS konusunda uzman fizyoterapistler eşliğinde kişiye özgü uygulanan fizyoterapi programları ile,

İnme, beynin bir bölgesinin kanama ya da damar tıkanıklığı nedeniyle beslenememesi sonucunda kişinin hareket, his veya algılama fonksiyonlarından bazılarını ani bir şekilde kaybetmesidir.

- İskemik İnme: Damarlar kan pıhtısı ya da zaman içinde plaklar ve yağ birikintileri ile tıkandığında oluşur. Tüm inmelerin % 85’i iskemik inmedir. İnme’ye neden olan damar tıkanıklığının belirli kritik bir süreyi aşması durumunda şikayet ve bulgular kalıcı olur. Kritik zaman aralığı içinde acil tedavisi gerçekleştirilen hastalarda, şikayet ve bulguların hepsi veya bir kısmı geriye dönebilir. Bu nedenle kendisi ve yakınlarında benzer belirtiler başlayan kişi, vakit kaybetmeden tıbbi yardım istemelidir.

- Kanayıcı İnme: Beyindeki bir kan damarından beyne kan sızıntısı olduğunda meydana gelir. Görülme sıklığı iskemik inmeye göre çok daha azdır. Ancak inme sonucu ölümlerin % 30’undan sorumludur.

- Vücudun yarısında (yüz, kol ve bacak) his ve kuvvet kaybı

- Konuşamama veya konuşma güçlüğü

- Konuşulanları anlayamama

- Tek gözde ani görme kaybı

- Çift görme

- Baş dönmesi ve dengesizlik

- Baş Ağrısı

- Bulantı-kusma

Sinir sisteminin uyaranlara karşı adaptasyonu ya da değişimlere uyumu olarak tarif edilebilen nöroplastisite, beyin dokusunun lastik gibi değişebilen bir yapı olduğunu göstermektedir. Hasara uğramış dokunun bu plastisiteden olumlu yönde etkilenmesi için erken dönem fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları çok önemlidir. Oluşabilecek komplikasyonların önüne geçmek, erken dönem mobilizasyonu, günlük yaşam aktivite ve becerilerinde maksimum bağımsızlığını kazandırmak gibi amaçlar doğrultusunda tedavi programları kişiye özel olarak planlanmalıdır.